« Önceki | Sonraki »

16/3/2009

kalem desen şal örneği ve yapılışı



Malzemeler:
100 gr ip
0 numara tığ

1, sıra:Başlarken 10 tane zincir çekilip son ilmek kaleme takılır. alttaki zincirden 1 ilmek çıkarılıp tekrar kaleme takılır. Sonra bu şekilde 5 ilmek kaleme geçirilmiş olur. Tekrar 10 tane zincir çekilip aynı işlem uygulanır. Bu şekilde 20 tane çiçek yapılmış olur.


2, sıra:8 zincir çekilir. Alttaki çiçeğin ortasındaki ilmeğe batılır. Tekrar 8 zincir çekilip aynı şekilde kaleme 5 ilmek geçirilir. Daha sonra 7 zincir çekilir yanındaki çiçeğin ortasına batılır. 5 tane kaleme dolanır. Daha sonra 8 zincir çekip kaleme 5 dolanır. Tekrar 7 zincir çekilip yanındaki çiçeğin ortasına batılır. Bu şekilde örgü devam eder.

Şalın eninde 20 çiçek boyunda 55 çiçek olacak şekilde şal bitirilir.
alıntıdır

16/3/2009

saç örgülü yelek modeli

16/3/2009

BOLERO MODELLERİ




















16/3/2009

Aşk Duası

Rabbim
Bir insan koy kalbime
Ama o insan senin de
sevdigin olsun

Ve bana öyle bir insan sevdir ki
O insanin kalbi Seninle sevisen bir mabed olsun.
Beni öyle bir insanla bulustur ki benden önce
Onunla bulusmus olan sen olasin

 Onunla el ele tutustugumuzda
Ikimizin uzerinde Senin elin olsun
 

Bana öyle gözler göster ki
Ben o gözlerden sana bakayim

 

Bana öyle bir sevgili ver ki
O gözler cennete acilan iki pencere olsun

Onunla oyle bir yolda yürüyelim ki
Kilavuzumuz sen olasin ey Rabbim

 Oyle bir sevgili verki bana
Ona sarildigimda kainat bize baksin
Birbirine sarilsin

Sevgimiz kurtla kuzulari baristirsin
Bize bakip seytan Adem’e secde etsin
Günah sevap ugruna kendini feda etsin
Olüler birer birer uyansin sevgimizle

Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim!
Sevgimizde Muhammed sevilsin

Oyle sevelimki birbirimizi
Hz. Hatice göklerden bize seslensin
Ve desin ki

“Bak ya Muhammed bak su sevgililere onlar bizde… bizde onlardayiz.

 

Bak Askimiz birkez daha yasaniyor yer yüzünde..
Allah Askimizi öyLe cok seviyorki binlerce insana yasatiyor..

15/3/2009

***ÇİÇEĞİN PEŞİNDE***




Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için
 evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da
 ısıtırdı…

 Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik
 beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu
 özelliği artık beni huzursuz ediyordu.

 İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım.
 Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can
 atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı,
 evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.

 

Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum.
 Şaşkınlıktan gözleri açılarak 'niye?' diye sordu.
 'Gerçekten belli bir sebebi yok' dedim, 'sadece yoruldum.'
 Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal
 kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte,
 sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim.
Ondan ne
 bekleyebilirdim ki!

 

 Sonunda sordu: 'seni caydırmak için ne yapabilirim?'
Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla
 değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu.
 'İşte mesele tam da bu' dedim. 'Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi
 ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.'
 'Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği
 benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına,
 hattâ ölümüne mâl'olacak. Bunu benim için yapar mısın?'
 Yüzümü dikkatle inceledi ve 'Sana bunun cevabını yarın vereceğim' dedi.
 Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.
 
 
Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı.
 'Sevgilim' diye başlıyordu,
 'O çiçeği senin için koparmazdım' Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.

 'Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip
 çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar
 düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.'
 
'Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve
 varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.'
 
'Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu
 kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.'
  'ın her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki
 krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.'

 'Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını
 hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için
 ağzıma ihtiyacım var.'
 
'Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması
 kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem,
 saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilme merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin -
 gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için
 gözlerime ihtiyacım var.'
 
'Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o
 çiçeği senin için koparırım bir tanem.'
 
 
Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu.
 Göz yaşlarım mektuba düşüyordu.
 'Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok
 sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.' Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu
 susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.
 Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O
 çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim.

 

 Bu gerçek aşktı.
 
İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler
 sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de
 hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.

 

 Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik
 değil... Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz... Ama hep oralarda
 bir yerdedir.

 Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette
 gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi
 kalır.

 

 Hayat tam da böyle bir şeydir